Osman 5
Gülüşü yavaş bir şekilde yüzünden silindi. Önce kucağındaki avuçlarına baktı. Sanki en son bu kadar komik bir şakayı onlar yapmıştı. Bakışları gevşedi, ağzından bir esneme çıktı ve yüz hatları kırıştı. Mavi gözleri acıyla doluydu. Kederli bir ruh haline büründü ve sakince konuştu. "Bir şey aklıma geldi de..." dedi ve anılarının derinlerine daldı gözleri, "Kusura bakma evladım. Nerede kalmıştım... Doğru, böyle düşünmeni garip bulmuyorum, hatta sevindim, bana kendimi hatırlatıyorsun. İçindeki delikanlıyı görebiliyorum. Ben de buradayım demeyi canıgönülden istiyorsun. Ben de seni görüyorum. Seni iteklemek değil amacım sadece bir nebze anlaşmak." Babaanne hoşnut bir ruh haliyle homurdandı. "Az biraz, hafifçe, kısa süreli..." Konuşmanın ortasında Erva odaya girdi, elindeki tepside çay, kahve vardı. Dedenin nasıl kahve içtiğini biliyordu. O çok küçükken bir kez daha ziyaret etmişti onları. Ancak sadece annesinin ağlarken yaptığı kahveyi hatırlayabiliyordu. ...